ENG

IKSP

SERGİLER
YURTDIŞI SERGİLER

MUCİZE KİTABIN, MUHTEŞEM HATTI KÜFİ

İslam coğrafyasında farklı dönemlerde ve farklı bölgelerde tarih sahnesine çıkan Devletlerin ortaya koydukları medeniyet yaygın olarak “İslam Sanatı” şeklinde genel bir başlıkla ele alınmaktadır. Kuşkusuz bunun en önemli nedeni sanatı biçimlendiren İslam inancı (tevhid ve tenzih ilkesi) ve her an yaşamın içinde yer alan Kur’an-ı Kerim ile Hadis-i Şeriflerin ortak bir payda oluşturmasıdır. Ayrıca İslam sanatının karakteristik özelliklerinden biri de bezemelerdeki soyutlamadır, bu bezemeler gözle görünenden daha fazlasını barındığı için bir tefekkür nesnesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte mimariden el sanatlarına göz kamaştırıcı eserlerin meydana getirilmesini sağlayan İslam Devletleri, bölgesel özellikleri ve estetik anlayışlarını da ortaya koydukları sanata yansıtmıştır.

Ortak bir paydadan hareket eden Müslüman sanatçıların, aynı malzeme ve teknikleri kullanarak bu kadar görkemli eserler verebilmesini Kur’an-ı Kerim’deki; “Yapıp yaratanların en güzeli olan Allah çok yücedir” (Mü’ninûn 23/14), “O takdir ettiği gibi yaratan örneği olmadan canlıları var eden, biçim ve özellik veren Allah’tır. En güzel isimler onundur. Göktekiler ve yerdekiler hep O’nu tesbih ederler. O azizdir, hâkimdir” (Haşr 59/24), “Biz insanı en güzel biçimde yaratmışızdır.” (Tîn 95/4), “Onları yarattıklarımızın çoğundan üstün kıldık” (İsrâ 17/70) ayetleri açıkça ortaya koymaktadır. Yaratanların en güzeli olan Allah’ın insanı en güzel şekilde yarattığını bilen Müslüman sanatçılar, Allah’ın kendilerine bahşettiği yeteneklerle ortaya koydukları her eserde hep daha güzele ulaşma çabasını göstermişlerdir.

İslam Kültür ve Sanat Platformu olarak, İslam inancındaki bu sonsuz hoşgörüyü ve huzuru yansıtan sanat eserlerini tanıtmak üzere büyük bir misyon yüklendik ve bu sorumluluk bilinciyle yurt içinde ve yurt dışında pek çok projeyi hayata geçirdik. “Aşk-ı Nebi”, “Mukaddes Miras”, “Hattın Sultanları”, “Lisân-ı Hat ile Aşk-ı Nebi “ sergilerinden sonra çalışmamalarımızı “Mucize Kitabın Muhteşem Hattı: Kûfi” sergisiyle taçlandırdık. Kur’an-ı Kerim’in ilk nüshalarının yazısı olan Kûfi hattın 15. yüzyıldan sonra kullanılmamış olması, günümüzde büyük bir gelişme gösteren geleneksel sanat dallarında eser veren sanatçılar tarafından Kûfi hatta yeterli ilgi gösterilmemesi ve genç neslin bu yazıyı tanımaması serginin hazırlanmasındaki en önemli etkenler olmuştur.

Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nin dünyaca ünlü Kur’an koleksiyonundan seçilen eserlerle hazırlanan “Mucize Kitabın Muhteşem Hattı: Kûfi” sergisi ve bilimsel araştırmalara kaynak oluşturacak kataloğun ilgililerine hayırlı olmasını temenni ederek, bu görkemli mirası bizlere bırakanları rahmetle anıyorum.