ENG

IKSP

SERGİLER
YURTDIŞI SERGİLER

LİSAN-I HAT İLE AŞK-I NEBİ

İnsanlık tarihinde, İslâm Peygamberi Hz. Muhammed (sas) kadar bütün söz ve davranışları, hayatının en ince teferruatına kadar kitaplara kaydedilen başka bir şahsiyetin var olduğu herhalde söylenemez. Yine insanlık tarihinde İslâm ümmeti kadar peygamberinin ağzından dökülen hikmetli sözleri ve onun tarafından sergilenen örnek tutum ve davranışları sonraki nesillere aktaran ve bunu aktarmak için de binlerce cilt literatür oluşturan başka bir ümmet olmasa gerektir. Elbette bunda Cenab-ı Hak tarafından müminler için en güzel örnek olarak takdim edilen Resûl-i Ekrem’in (sas) yüce bir ahlâka sahip olması gibi Kur’an-ı Kerim’de bildirilen hususiyetleri ile onu görüp tanıyarak ona iman etmiş, canlarından ve sahip oldukları her şeyden daha çok onu sevmiş sahabe neslinden günümüze kadar bütün Müslümanların peygamberlerine karşı gönüllerinde duydukları tarifi imkânsız aşk ve muhabbet etkili olmuştur.

Resûl-i Ekrem’in (sas) örnek hayatını ve insanlığa hidayet yolunu gösteren çalışmalarını anlatan siyer, meğâzî ve tarih kaynakları; onun söz ve davranışlarını nesilden nesle rivayet eden müsnedler, sünenler, camîler, mu’cemler, musannefler ve bu eserlerde yer alan rivayetleri denetlemek için oluşan ricâl, tabakât, cerh-ta’dil çalışmaları; onun fizikî vasıflarını ve ahlâkî özelliklerini tasvir eden delâil, şemâil ve hilye türü eserler, nihayet ona olan aşkımızı ve sevgimizi ifade eden naatlar, kasideler, miraciyeler ve mevlitler ve daha burada zikretmediğimiz sayısız telif ve tasnifler, hep onu bize anlatan ve tanıtan; onun hadislerini bize aktaran; sünnetini ve mesajını bize ulaştıran eşsiz kaynaklardır.

Siyer-i nebi içinde yer almakla birlikte şemâil’in bir bölümü olarak ortaya çıkan ve bir insan olarak Resûl-i Ekrem’in (sas) nasıl bir yaratılışa sahip olduğunun anlatıldığı hilyeler, özellikle bizim kültür ve edebiyatımızda özgün kompozisyonlarıyla aşk-ı Muhammedî’nin bir nişanesi olarak Sevgili Peygamberimizin (sas) fizikî özelliklerini ve bedenî güzelliklerini tasvir eden edebî eserlere ve aynı konuda hüsn-i hat ve tezhib sanatıyla bütünleşerek gözümüze ve gönlümüze hitap eden muhteşem levhalara verilen isimdir.

Hilyeler, Sevgili Peygamberimizi dünya gözüyle görüp iman ederek bilip tanıyanların dilinden, onu hiç görmeden iman eden ve bilip tanımak isteyen Müslümanların gönüllerinde yanan aşk ateşine bir nebze olsun serpilmiş damlacıklardır. İslâm toplumlarında tevhid inancının temel ilkelerine halel getirebileceği düşüncesiyle Hz. Muhammed’in (sas) resmini çizmek hiç bir zaman tasvip edilmemiştir. Bunun yerine görenlerin tariflerinden hareketle Resûl-i Ekrem’i (sas) tanıyıp anlatma, bir başka ifadeyle beşer kelâmının elverdiği ölçüde yazı ile onun portresini çizme yolu seçilmiştir. Dolayısıyla hilyeler, Peygamber Efendimizi görme şerefine nail olmuş kutlu ilk nesil tarafından ona duyulan engin muhabbetin ve onu görme bahtiyarlığına erişememiş ümmeti tarafından ona karşı hissedilen derin hasretin bir ifadesi olmuştur.

Ancak şurası iyi bilinmelidir ki, Resûl-i Ekrem’i (sas) tanımak, sadece onun suretini ve hilyesini ya da şemâilini tanımak değildir. Aslolan bir medeniyet tesis ederken Sevgili Peygamberimize rehberlik eden ilke ve esasları tanımaktır. Bir başka deyişle bir eseri anlamak, sadece bu eseri meydana getiren yazarı ve yazarın bu eseri meydana getirirken yaşadığı halet-i ruhiyeyi anlamak değildir; bütün ayrıntıları ve bağlantıları içindeki eserin bütünlüğünü ve bu bütüne hâkim olan temel düşünceyi kavramaktır. Bu bağlamda günümüzde delâilu’n-nübüvve tarzı eserlerin yeniden kaleme alınmasına şiddetle ihtiyaç vardır. Zira bugün, delâili hilyelerde ya da şemâilde arayan eserlere ihtiyacımız yoktur. Asıl ihtiyacımız, Resûl-i Ekrem’in (sas) insanlık âlemine kazandırdığı değerler, evrensel ilke ve esaslarla ilgili delâili bulup ortaya çıkarmaktır. Çünkü İslâm Peygamberini iyi tanıyanlar, onun büyüklüğünü kızgın çölün bereketsiz topraklarında meydana getirdiği toplumun dinamiklerinde, o toplumu her türlü kötülükten nasıl arındırdığında ve hastalıklı kalpleri nasıl tedavi ettiğinde arayacaklardır. Yine onu iyi bilenler, onun büyüklüğünü aşağıların aşağısına yuvarlanmış insanlığı yüksek değerlere nasıl kavuşturduğunda ve¬ya onun getirdiği değerlerin, insanlığı süflî bir hayattan ulvî bir hayata yükseltmek için nasıl miraç vazifesi gördüğünde arayacaklardır.

Peygamber Efendimizin (sas) mümin gönüllerde kök salmış muhabbetinin bir tezahürü olarak çeşitli hilyelerin derlenmesiyle oluşturulan “Lisân-ı Hat İle Aşk-ı Nebî” adlı eserin, onun hilyesi ile ahlâk-ı hamidesini, yaratılışı/halkı ile ahlâkını/hulkunu, fizyonomisi/sureti ile hayatını/sîretini birleştirerek ona olan sevgimizin ziyadeleşmesine ve Sevgili Peygamberimizi (sas) her daim yanı başımızda imiş gibi hissetmemize vesile olması yanında onun her yönüyle tanınıp anlaşılmasına katkı sunmasını Yüce Mevlâ’dan niyaz ederim.